Nur Akalın

Nur Akalın’ın kendi güzelim imgesiyle “kayıpların ardından” kaleme aldığı iki öyküsünü Pelerinimizin Sami Baydar sayısına almanın anlamlı olacağını düşündük.

DERECE

Oktay’a

Biliyorum. İyi bir şey değil bu yaptığım: Hatırlıyorum.

Derecesini sordun ya; soğuğun.

Koridorları biliyorum. Oda sıcaklıklarını. Yatakhaneleri. Kar soğukluğunu. Pencere buğusunu.

Üşüdüğümü.

Bunlar soğuk olanlar.

Bazen sizin gözlüklerinizle baktığımda, zemin ayaklarımın altından kayar. Kendimi bir perspektifin içinde bulurdum. Flulaşır. Renkler seçilirdi.

Ölüm mü? İntihar mı?

Onlar daha kötüsünü yaptı: Yaşadı.

Yürüdükçe bir ışık göz kırpar size.

Çoğunlukla da gün ışığı.

 

NAR

Bazen evin içine bir sis dağılır.

Bazen gökyüzü girer bir ucundan kapının pencerenin.

Bu sonsuzluğa bu sonsuz açıya bu uzaklık onlarla bizim aramızda.

Düşünmeye çalışıyor ve mantıklı bir çözüm üretemiyorduk.

Bize acı veren buydu.

Çaresizlik.

Düş 1: Bunun için bir önerin var mı?

O düşlerden birinde biz yalnız ve soğuk bir gecede, kayıplarımızla yeni acıları nasıl karşılayabileceğimizi tekrar düşünmeye çalışıyor ve mantıklı bir çözüm üretemiyorduk.

Bahçede üç gül açmış.

Bir nar düşmüş.

Bizi bahçede görmüşler.