Ertuğrul Özüaydın 

BAHAR GÜNLÜĞÜ

. 4 Nisan Salı

ILLUSION

Bahar gelmiş / Güneş açmış / Sokağa çıkmışım, insanlar rahat! / Ben de rahatım.Orhan Veli

Umarım güneşli havalara az kalmıştır. Çok sert geçirdiğimiz kıştan sonra sokaklara, kırlara çıkmak istiyoruz. Ne yazık! Bir Nisan şakası gibi havalar yeniden soğuyor. Baharın tadı kaçacak!

. 5 Nisan Çarşamba

HAİ-KAİ / IX

Ah! Bunu hiç unutmayacağım, / Kiraz dallarına kar yağdığını, / Nisanın ilk günlerinde.Kİ-KA-KU (1660-1707, Japon şair ) Çeviri Şiirler, Orhan Veli, YKY,2003

. 10 Nisan Pazartesi

Taşra dergilerinin kimileri bölgelerine sıkışıp kalmış, kimileri Türk Edebiyatı’nda iz bırakacak çalışmalara imza atmayı başarmıştır. Bu açılımları gerçekleştirmiş, düzeyli, nitelik açısından kazanımları olduğunu düşündüğümüz, yerel ve merkez dergilerinin dağıtım sorunlarını bir noktaya kadar çözmüş olduklarını sanıyorum. İzlediğim kadarıyla bu durumda onlarca derginin ismini saymakta olanaklı. Yine de bütün bu dergiler fazla satmıyor, satamıyor! Neden?

Ülkemiz insanı edebiyatla ilgili mi değil, yoksa kimse edebiyat dergisi mi okumak istemiyor.

İşte bu aşamada aklıma “dergi ile okuru bütünleşmiş kaç dergi vardır” sorusu düşüverdi. Her derginin bir okuru vardı elbet ama nasıl bir okurdu bu? Bence üç tip:

1.Yalnızca yazar kadrosunun okuduğu dergiler

2.Yalnızca yazar kadrosunun ve birtakım edebiyat çevresinin ilgi duyduğu dergiler

3.Edebiyat çevresi ile çok az edebiyat severin buluştuğu dergiler

Dergicilikle ilgilenen arkadaşlarla paylaşmak istiyorum: Son saydığım tipte kaç edebiyat dergisi var?

Seyircisiz oynayanlar, seyircili bir futbol maçının ortak heyecanını ve zevkini nereden bileceklerdi?

. 19 Nisan Çarşamba 

Nisan Sabahı

Sözde / Böyle açık saçık / Uykulu mahmur / Bahçe suluyor sözde / Hava alıyor sözde / Sözde / Bir şarkı tutturmuş dalgın / Tövbe tövbe / Bir gözü kedilerde çıfıtın / Bir gözü bende” Oktay Rifat

Şiirin adı niçin “sözde” değil de, “Nisan Sabahı” olmuş. Gerçekten güneşli pırıl pırıl bir bahar günü esinlenmiş olması nedeniyle mi bu adı vermiştir? Olabilir de…Şiirde Nisan, bahar, güneş gibi sözcükler hiç yok. Ama başlığın adı bütün bu güzel havayı çağrıştırıyor. Bir sözcükle anlamı genişletebilen ince bir ustalık göstermiştir.

Şiir “sözde” adını alsaydı, okur; yaz ve bahar günlerinden birini düşünecek belki de yanılmış olacaktı. Oysa, Oktay Rifat özel bir Nisan sabahını anlatıyor, olamaz mı? Olabilir de…

Bu yıl da artık yağmurlar göz açtırsa, özledik günlük güneşlik Nisanı…

 . 26 Nisan Çarşamba

Böylece çok fazla gürültü çıkaran, ama bir yılın bitişiyle birlikte, tam da tüketim toplumu çılgınlığına koşut, her şeyi unutan, belleksiz bir edebiyat topluluğu ve ilişkileri ortaya çıktı. Düşünsel eylemlerin, hep canlı, gelişen, ileriye doğru koşan, gümrah bir hal alması için sıkı bir belleğe gereksinimi vardır.” Ahmet Yıldız bu düşünceyle yola çıkarak 2006 yılı belleğini hazırlamış. Tüm emeği geçen gönüllülerin ellerine sağlık, edebiyatımız bir eksiğini kapatmıştır. (Edebiyat Yıllığı, Kritik Kitaplar,2006)

. 29 Nisan Cumartesi

Hasan Mercan (1944- 29.4.2006) gazeteci, yazar, şairdi. Kosava’lıydı. 1999’dan bu yana Türkiye’de yaşıyor, Türkiye’de yazıyordu. Patika’da şiirlerini yayınlamıştık. Yerel diliyle yazdığı şiirleri bize de ilginç gelmişti. Son gönderdiği şiiri elimizde bekliyordu. Ölümünden sonra yayınlamak biraz hüzün vericiydi ama hüzünde gerçek.

Şiirlerinde “bizim oralar” dediği Pürzerrin şehrini anlatır çoğu zaman. Yüreğinde sıla özlemi olsa da “Dönecek takatım kalmadı artık” diyerek, yabancılık çekmediği topraklarda anılarını paylaşır bizimle.

. 5 Mayıs Cuma

Bir kırık hayat için yeni film çekemeyecek Atıf Yılmaz. Çok uzak sinemaya seyre gitti. Lütfen seti aramayın!

. 7 Mayıs Pazar

Ayrıntıların yazarı Erdal Öz dün sessizce aramızdan ayrıldı. Şimdi gülümseyen bir fotoğrafı elimde, dirseğini masaya dayamış, eli yanağında sanki geride kalan yokluğuna bakıyor gibi.

Anlarsın ölüm yoktur geçen zamandan başka!” Ahmet Hamdi Tanpınar

. 8 Mayıs Pazartesi

Erdal Atabek “Bir Futbol Maçı İzleyelim mi” başlıklı yazısında şöyle diyor. “Her takımın varlığını kanıtlayan olgu, rakip takımın varlığıdır. Rakip takıma saygı duymak, spor ahlakının en önde gelen ilkesidir.(Cumhuriyet Gazetesi)

Ayrı kutuplarda görünen siyah beyazın aynı zamanda yan yanalığı uyumun en güzel örneklerinden biri olduğunu hep biliriz. Renklerin birlikteliği ve aykırılığı doğanın değişmez yasası. Yoksa beyaz tek başına ne olurdu? Beyaz mı?

. 11 Mayıs Perşembe

Sait Faik Abasıyanık (22.11.1906 – 11.5.1954) yazın dünyamızda öykücülüğü ile tanınmış ve bu yönüyle haklı bir yeri olan Abasıyanık’ın “Şimdi Sevişme Vakti” adlı bir de şiir kitabı olduğunu biliyoruz. Avare yaşamı içinde aşkı şiirleştirmemiş olsaydı şaşardım doğrusu. Şiirle avarelik sanki birbirini tamamlayan ve birbiriyle örtüşen eylemlilik gibi: Birçoğumuzun kapıldığı imbat…

Arkadaş

Seni bir akşam üstü, Sotiraki’nin gazinosundan / Rakı kadehimle benim aramdan alıp / Altın akşamların sarı çocukların tırmandığı / Kuşların öttüğü ve yemişlerin yendiği / Hudutsuz ve çitsiz, / Perisiz ve cinsiz, / Kümessiz ve evsiz / Hasılı numarasız / Bir memlekete götüreceğim.

  1. Sait Faik Hikaye Ödülü’nü Refik Algan aldı: “Saat Kulesi / Kısa Metinler ve Hikayeler” adlı yapıtıyla.

. 17 Mayıs Çarşamba

Bu gün demokrasiye yapılan kanlı saldırının arkasında kim var? Onlar kendilerini biliyor… Peki biz bu karanlık güçler dediğimiz alçakları bilmiyor muyuz? Cumhuriyeti hangi kanlı oyunun içine almak istedikleri ortadayken buna ödün veren, seyirci kalan ve gözden kaçıran herkes sorumludur.

Yitirmek istemediklerine sahip çık!…

CAN

Bir türkü söylediler, duydunuz mu.. / Bir kuşu vurdular, gördünüz mü.. / Böyle neden susuyorsunuz böyle.. / Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü.Özdemir Asaf

. 29 Mayıs Pazartesi

Ateşin Köklerinde”, (Toroslu Kitaplığı, 2006) Ayten Mutlu’nun daha önce yayınlanmış sekiz kitabından seçerek hazırladığı şiirlerden oluşuyor.Ayten Mutlu’nun masalı çocukluğundan başlıyor. Zamanın içinde zamanla büyüyor. Bugüne uzanan bir anneliğin serüveni gibidir gün gün okuduğumuz. Yumuşacık, insanca duyarlığıdır yoksul çocukların üstünü örten, üşümesin diye. Kimsesiz çocukların saçını okşayan şiirinin sıcacık sesidir, karanlıktan korkmayan.

Parçalanıyor, hüzünleniyor, azalıp çoğalıyor ama aşk yeniden doğuş oluyor kadın kimliğinde. Bütün acıların, ayrılıkların karşısında şaşkın yine de tutunmak istiyor sevgiye; sevginin diliyle. Aşkın sessiz şarkısını dinlediğimiz dizelerinde en güzel dansını sunuyor dişil imgelerin.

kadın kum tanesinden daha küçüktü / daha küçüktü deniz kadındaki acıdan / ve kadın yürüyordu çıplak anılarıyla / kumlara ve yıldızlara basmadan