Serdar İleri


kaygılıklar

bir

dedim ki, madem sensin kral, kıralım fikri
k ı r ı l d ı

bir ulu çınar aradık
bulup çöktük dibine
dip aşka benziyordu
bıkkınlıktan kaçtık

kerhen sevdik hedefleri
yollara tutkunduk

kulaktan dolma tanrılar
kurusıkı çobanlar
ilânihaye kullar
sevkedilmişti akla
iffeti ve devrimi
kuşandık evvela

inadımızdan keşfettik prangayı
belli etmesin diye tutan tutulana

şartlanmış nurlanmış kaskatı bir nehrin unutkanlığına demirleyince
ilelebed ileriyi hayal edebildik

olmayınca olmuyor sağanağı başlayınca sarılıp uyuduk

uyandığımda taç bendeydi 

iki

sekti savruldu ütüsü bozuldu zerâfetin

ne gidilesi şey şu ölüm
tadı meçhûl

ortasından, dediler, çatlayıverdi
kanatlarımla onardım, vaziyet ehven.

maksadımı aşıp da sununca sözümü
özüme kaçan etbeni mi bulacağım dilimde;
bundan mı kanıyor alkışınız?
ıslandınız mı eril eril, üşütmeyiniz
Saplarız elbet sizi de bir tutkun elin gölgesine

Anlamadınız. Sağlık olsun.

üç

hazımsanmamış arzu krizantem imlâ

bir kolpa mânâ tarazlanınca âlemde
çok felaket bir hülya
tecellî olur ufukta

neyse ki ufkunuz dar

nesnelerle aranız.

Nesneler de sizle varsa var
yoksa cennet bile uyar
karanlık şuurunuza

der gibi darlatıp
yağmur da yağdırdığım oldu

dört

basamaklanmamış merdivenaltı tecrübelerim var

satsam masal olurdu, saldım emsâl oldu
yığıldı insaniyet mahallesinin böğrüne anlarmış gibi anlar

zamandan ziyâde edince, kalanlara seyretmek düşüyor
oysa vakit çok dar.