Muzaffer Develi 



YAĞMUR ÖLÜSÜ

şemsiyesini şemsi paşa pasajında
unuttu kadın
yüreğini ise çiçek pasajında
dışarıda öyle heybetli yağmur varken

karakışın döngüsünde
güz adını yitirmişken
erkenci kuşların
amansız vaveylaları sivrildi
rüzgarın çatal dilinde

adam tüvit ceketinin
içinde ıslattı
göz akmamış bir mektubu
ve şemsi paşa pasajında
burnunu büzüştürürken
avuçlarında
yağmur ölüsü…

ansızın büyüdü mantarlaşan gözleri
şemsi paşa pasajında
o şemsiyeyi gördüğünde
aldı yanına çıkarken
dışarıda bulutun uzun saçları yere dokundu

sonra kadın gölgesine renkler attı
ebemkuşağından
renkler rengârenk…
unutulan bir aşkın kuşağından
ikindi prematüre sancıları
göğe salınırken

sonra adam
çırpındı

çırpındıkça
daraldı zaman

çırpındıkça
küçüldü şehir

küçüldükçe şehir
bütün palyaçolar
maskelerini düşürdü