Zuhal Karadeniz


Ada…

 

Bazen çürümeye yüz tutmuş ağaç gövdesi gibi hissederim, kimsenin simli tarihini bilmediği.

‘Ne güzel çiçeklenirdim’ demeye bile erinirim, kof bilsinler böylesi rahat.

Uzayan giden köklerin dünyayı sarmalar sen yukarıda ölü taklidi yaparsın, insanoğlu buna yaşamak diyor galiba bi ben aldanamadım.

Yaşamak; meal tablosunda yeşil işaretli,

İnsana bakınca kara…

“Uzayan bu yol nereye çıkar acaba?” diye soramadım gişedeki mutsuzluğundan geçmiş memura. Sessizce bakışarak anlaştık…

İlginç; o bir yere çıkmaz der gibi baktı ben anlamazdan geldim, o’da beni anlamadı,  insanca anlaşmanın yeni haliydi bu…

Elimi çantama daldırdım umuda tutturulmuş minik korkular çıkardım anason kokulu eski bir sohbetten.

Korkular,

yaşamaya engel evcilleşmiş zincirler…

Sonra,

bir ses şöyle dedi;

Yumusak konuş çünkü hırçınlaşır akıldaki dün, sert eleştirme, kaygan bir Türkçe işimizi görür,  öz olmasa da olur… Hesap kitap işi sanmaktalar hayatı,  değil tabii ki ama söyleme!

Görev bu herkes cevaplarını kendi bulacak. Bulamayanlar kayıp!

Ben kaybolmam artık.

Eski bir sandığın içinde gizliyim,  bulunması mümkün olmayan iki -üç ‘an’ la kilitliyim.

Naftalin izinden takip edersen belki ulaşırsın, yarının cebinde krizantem rengi bir zarfın içindeyim. Kasımpatı demedim dikkat,

Kasım’ı da sevmem,  bi başka da  bulmam ayrıca…

Aralıkları severim… Samimi kış!.

Bekleme odası rehavetiyle merhaba diyebilirim alınmamalı kimsecikler.

Bu bir parola.

Temkin iyidir.

Yüzyıldır uykuda kalbim uyanırsa heryer bağ bahçe ama şimdi kış şimdi karanlığın düğünü… Aklımda fikrim donmakta.

Buzlarım çözülmeden gelecek gelecek olan, uyanışın ilk fotoğrafı olacak kayda geçen.

Bahar iyidir,  ilk yeşille ikna olur tüm dünya hayallerin yuvarlak olduğuna…

İlk yeşil, ilk kahkaha… .

Belki birkaç çilek yerim göğsünden sen uyurken, taze günün alerjik kaygısında.

Ama şimdi çürük bir ağaç gibiyim hiçbir aşka şahitlik etmiyor gövdem,

Kazınmıyor kabuğuma feyk bıçak izleri,

Gerçek tek bir bakışla ölebilecekken oysaki!

Şimdi kış,

Şımdi bedbin kokuların vakti

Söz , her şey yeni bahar’a!.. . .