Meltem Kofoğlu


Aslı Erdoğan’ın Kendini Yaratma Aracı

                                               

 

1967’de dünyaya gelen Aslı Erdoğan Türk edebiyatının eserlerini 90’lı yıllarda vermeye başlamış yeni kuşak kadın yazarlardandır. Ayrıca Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görev yapan ilk Türk fizikçilerdendir.

İstanbul Robert Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği ve fizik bölümlerinden mezun olan Aslı Erdoğan, Aynı üniversitenin fizik bölümünde yüksek lisans eğitimi alarak asistanlık yapmıştır.1991-1993 yıllarında Cenevre’de Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde Higgs bozonu üzerine çalışan Erdoğan, fizik doktorası yapmak üzere Rio de Janeiro’ya gider. İki yıl sonra doktora çalışmasını yarıda bırakarak yazarlığı seçerek iki yıl daha Güney Amerika’da kalır.

Türkiye’ye döndükten sonra bir süre İstanbul’da Afrikalı göçmenlerle yaşamıştır. Öykücü kimliği ile tanınan Aslı Erdoğan, öykünün yanı sıra roman, şiirsel düzyazı, deneme alanında da eserler verir. Çeşitli gazetelerde de köşe yazarlığı yapar. Birçok ulusal ve uluslararası ödüle değer görülür. Eserleri özellikle Avrupa ülkelerinde ilgi görerek pek çok dile tercüme edilir.

MEET bursunu kazanarak Fransa’ya St.Nazaire’deki Yabancı Yazarlar Evi’ne davet edilen Aslı Erdoğan, birçok okuma günü, bienal, festival ve toplantıya katılır. 2010 yılında yayımlanan “Taş Bina ve Diğerleri” adlı kitapta işkence hakkında yazdığı öyküleri bir araya getirerek bu eseriyle Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanır.

Literaturhaus ve Uluslararası PEN Kulübü’nün değerlendirmesiyle 2012’de “Zürih kent yazarı” seçilmiştir. 2013 yılında Norveç’te kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 100’üncü yılı adına konan “Sınırda Sözcükler Ödülü/ Ord i Grenseland Prisen”ne lâyık görülür.

2010-2011 yıllarında tekrar Radikal’de köşe yazarlığı yapan Erdoğan, Nisan 2011’de Özgür Gündem gazetesinde köşe yazarlığına başlar. 2016 yılında Özgür Gündem gazetesine yönelik yapılan soruşturmada halkı kışkırtmak iddiasıyla tutuklanmıştır. Aslı Erdoğan bir süre sonra delil yetersizliği sebebiyle tahliyesine karar verilir. Ancak tutukluğu bir süre daha devam eder. Aslı Erdoğan, 136 günün ardından 29 Aralık 2016 tarihinde tahliye edilir.

Gazeteci olarak kaleme aldığı yazılar kadar öykü ve romanlarının da odak noktasını mağdurlar oluşturmaktadır. Bir röportajında bunun bilinçli bir seçim olduğunu anlatır. Mağdurların hikayelerinin insanlık ve içinde yaşadığımız dünya için aslî bir unsur olduğunu dile getirir. Yoksa kocaman bir boşluk olur ve manada bir eksiklik yaşanır ona göre. Kendisinin de bir mağdur olduğunu ve mağdur insanların arkasında olduğunu belirtir.

Gene bir röportajında, “Taş Bina ve Diğerleri” yazdığı zaman henüz hapishaneye girmediğini söyler. Konuyla ilgili haberler okuduğunu ve hapishanede işkence gören birçok insanla konuşmuştur. Yazar olarak amacının, söylenmeyenin anlatılabildiği bir dil bulmak olduğunu vurgular. Ona göre bazı şeyler ifade edilemez. İnsanın kendisi işkence görmüş olsa bile o yanı ya tamamıyla sessiz kalır ya da bağırır. bir travma hikaye anlatmaz. Çünkü, işkence görmüş bir insan iyi bir hikaye anlatıcısı olmaktan uzaktır.

 

“Kabuk Adam” isimli roman Aslı Erdoğan’ın ilk romanıdır. 1994’te Mitos Yayınları tarafından basılan romanda, Karayipler’de şiddetin bataklığında yaşanan, ölümle yaşamın sınırında kurulan korku ve tutku dolu sıradışı bir aşkın ve dostluğun hikayesi anlatır. Kabuk Adam, 1997’de Deutsche Welle’nin düzenlediği yarışmada Tahta Kuşlar öyküsüyle birincilik ödülü alır. Öykü, dokuz dile çevrilmiştir.

Erdoğan’ın ikinci romanı olan Kırmızı Pelerinli Kent, bir kent romanıdır.  Brezilya’ya giden bir Türk kızının Rio de Janeiro’da yabancılık çekmektense şehri keşfetmesini anlatan eser, özellikle İskandinav ülkelerinde ilgi görmüştür. Norveç yayınevi Gylendal’ın “popüler olmayan ama edebiyatın omuriliğini oluşturacak kadar önemli eserler veren” yazarların yapıtlarına yer veren Marg (Omurilik) serisine girer. Aynı zamanda varoluş kaygısı üzerine deneme ve felsefi tefekkürü iç içe geçiren romanda Rio’nun tutku ve şiddet dolu sokaklarında bir ölüm kalım mücadelesi anlatılmaktadır. Romanın Bulgarca, Almanca, İngilizce ve Yunanca baskıları yayınlanır.

İlk olarak 1996’da Mitos Yayınları tarafından basılan Mucizevi Mandarin, Aslı Erdoğan’ın yayınlanan ilk öykü kitabıdır. Büyük yankılar uyandıran “Mucizevi Mandarin”,  Mourakabi, Joyce Carol Oates ve Vaclav Havel ile birlikte yılın kitapları arasında yer alır.  Kitap, merhametini yitirmiş hoyrat bir dünyayı, ödünsüz bir melankoliyle yüklü şiirsel, yoğun ve zarif bir dille anlatmaktadır. Mucizevi Mandarin; Fransa, İsveç, almanya, Norveç ve Bosna’da yayımlanır.

“Hayatın Sessizliğinde”, Aslı Erdoğan’ın en çok konuşulan kitaplarından biridir. Kitapta yer alan 28 metin, Diyarbakır’da, Paris’te, İstanbul Bienali’nde sergilenen fotoğraflara eşlik etmiş; dans tiyatrosuna dönüştürülerek sahnelenmiştir. Hayatın Sessizliğinde’den bir bölüm Milano‘da Piccola Tiyatrosu’nda Serra Yılmaz tarafından seslendirildi, dans tiyatrosu ve baleye uyarlanmıştır. 2005 yılında “Hayatın Sessizliğinde” adlı kitabı Dünya Yayınları tarafından yılın kitabı seçilir.

Üç bölümden oluşan deneme kitabı “Bir Kez Daha”, ilk olarak 2006’da Everest Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Aslı Erdoğan kitabın arka kapağında şu ifadelere yer vermektedir:

“Yabancı bir kentteyim. Benim olmayan bir evde, yabancı bir masada yazıyorum. Aslında bana ait bir evin ya da masanın dünyanın hiçbir köşesinde bulunamayacağının bilincindeyim. Bunun çoktandır bana acı vermediğinin de… Oysa hiçbir kent yeterince yabancı değil. Ağaçlar yine aynı ağaçlar, beton aynı beton. Belki, diyorum kendime, bu kez olmak istediğin yerdesin. Artık ara istasyonları sevmeyi öğrendin. Bu kaybolmuşluk hissinin tadını çıkarmalısın. Kimliksizliğin –ne ölçüde mümkünse bu!- yarattığı hafifleme baş döndürücü, hem sıradan, hem olağanüstü. (…)

Deneme kitabı olan “Bir Delinin Güncesi”nde 50 yazı yer alır. Erdoğan, Radikal gazetesinde yazdığı yazıları topladığı “Bir Delinin Güncesi”nde güncel meseleleri, akıl hastanesinden çıkmış bir kadının gözünden yakaladığı yazıları ile aslında yaşadığımız dünyanın gerçekliğini sorgulamaktadır.

“Taş Bina ve Diğerleri” adlı eserinde yer alan “Mahpus” adlı öyküsü Fransa‘da filme çekilir. Aslı Erdoğan’ın yapıtları birer ‘çağdaş klasik’ olarak nitelendirilir. Uluslararası basında pek çok övgüyle adını duyuran Aslı Erdoğan, Lire Dergisince “geleceğin 50 yazarı” arasında gösterilir.

Aslı Erdoğan’ın Türkçe olarak 2009 yılında yayımlanan “Taş Bina ve Diğerleri” kitabı, Almanca olarak Mart 2019’da yayımlanır. Bu kitabı hakkında Aslı Erdoğan, “Taş Bina ve Diğerleri” hakkında Mayıs 2009’da Radikal’den Sema Aslan’a verdiği söyleşide “Taş bina ve Diğerleri”ni şöyle anlatmaktadır:

“Taş Bina, zannedersem 1999 ya da 2000’de, Radikal gazetesi için yazdığım bir yazıdan çıktı. Bu yazı, kendiliğinden doğmuştu; bir kahve, bir taş bina ve deli bir adam vardı yazıda konu edilen. O an aklımdaki bina esasında Beyoğlu Polis Karakolu idi fakat yazdıkça yazdıkça, taş bina başka formlara da büründü. Mahkeme gibi yorumlandı ya da tımarhane gibi…”

***

Aslı Erdoğan’ı Kafka ve James Joyce ile kıyaslayanlar azımsanmayacak ölçüdedir. Dünya çapındaki gazete ve dergilerde kitapları üzerine çok sayıda makale ve çalışma yayımlanan, sayısız ödüle sahip olan Aslı Erdoğan, yazma eylemini hedefsiz bir yolculuğa benzetmektedir. Yazmak ona göre bir değil, birçok anlam ifade etmektedir; “yeniden doğma aracı” ya da “kendini yaratma aracıdır. Bunu, “Hayatın Sessizliğinde” isimli eserinde ifade eder:

“Ne kadar sürer belleğin sert kayalarında bir bedenlik yer açmak? Daha ne kadar sürebilir bu bekleyiş? Daha kaç sözcük gerekir yeniden doğabilmem için, düşlediğim, beni düşlememiş bir geleceğe?”

Aslı Erdoğan’ın içinde nefes alıp verdiği bir başka ifade ile var olduğu dünyanın yerine kurgusal bir dünyayı geçirerek sıkıntılarından kurtulmak için yazmaktadır. Bu yönüyle yazı bir arınma aracına dönüşür onun için. Aslında en temelde Aslı Erdoğan, varoluşsal kaygılarla kaleme sarılır. Kurguladığı dünyada kendine yeni varlık alanlarını oluşturur. Bunun için de yazının tüm imkânlarını değerlendirir sanatçı. Bir anlamda hayatla olan mücadelesinden güçlü çıkabilmek için kalemine sarılır. Çünkü Aslı Erdoğan, tıpkı küllerinden doğan anka kuşu gibi yazarak yeniden doğabileceğine inanmaktadır.