enderemiroğlu


asyanın su gözleri toprak dili

 

 

çadırlar kaldırılır ay üstündeyken gecenin bir yarısında hilâl
toprak damlarıyla idare lambası söndürülmüştür bir köy uykudayken
yakılır ferman yazılır karakıl otağ sapsarı hüznüyle bozkırdan kaldırılır
kan toplanır su yatağında ince işlemeli ay ve yıldız asıl orda yansır
keseleri doludur kılıçların lâl tiz kelle yek hamlede kopartılır

kurtulmuştur içinde ecinniyle bir oğul bu devâsa yangından
bağırır, gün akşamlıdır padişahım!

az kalmıştır kendi toprağında sürgün yok kendi yurdunda helâl
çam kokularıyla dilek tutar mum yakar ağlarken meryemin gözlerine
takılır haber gelir tahta bavuluna ipek mendilinin teki perada kalmıştır
kan toplanır isanın ayağında son çiviyi veziriâzam sert çakmıştır
talan edilmiştir sandukaları bile ağzından altın dişi emirle çalınır

kurtulmuştur koynunda perfümüyle bir oğul bu kan yağmadan
çığırır, gün akşamlıdır sultanım!

yalnız kalır yağmur ıslatırken siyah saçlarını ve aşklarını celâl
eşyada paylaşılmış eski zamandır hatırlanır dil ağlar eski fotoğraflara
bakılır göz kaçar boynuna uzanan el son bir çaba adını alışkanlıktan alır
kan toplanır artan kalb ağrısında uzayan gecede gözler cama yapışır
ağarır derken gün karanlıkta kalan hatıralarla aşk gecede kalır

kurtulmuştur gözünde arzuyla bir oğul bu resimli romandan
atılır, gün akşamlıdır hayatım!