Cüneyt Uzunlar


İki Peri Şiiri

 

 

leyl

üç perinin nezaretinde
taşradan geliyorlar
bilinçsiz bilinçleriyle
hiçlik kapısından geçiyorlar
kendini salmış dik vücutların içinde
kara postlara bürülü soyunuk kara bacaklarıyla
kömür dilli karakoncoloslar
hışırtılı kelimelere benziyorlar
deri sayfalı kara cönklere
annelere çocuklara savaştan yaralı
paletlerin ezdiği kurbağalara
yanmış toprağa otlara kulağakaçanlara
rüyasında rüya gören bir kaçgun mankurta
geceleri hamamlar fundalıklarda geziyorlar
dans ediyorlar ölü çingenelerle
kıyılı ermeniler kürtlerle
insan kokusu sinmiş her yere
apaçık harfler rakamlarla yapılı her şey
etten kemikten bir saray kırk kapılı
bir dizginci fikir kırk tapılı
nerde şimdi o bağ o çayır
yüzleri kara bulutlara dönüşüyor
gözleri koruk saçları sarmaşık
üç peri gözlerini yumuyor
gündekiler dünde kalıyorlar

 

 

ye

perize kendini dilimliyor
dilimlere düşünceler sürüyor
bu iş perilere göre hıçkırık
insanlara göre yarım asır sürüyor
perranla peride’ye saklıyor sonuncuyu
ince yavan bir dilimcik
üstüne kelebekler konuyor çiçek diye
kuşlar tünüyor dal sanıp
ne iyi ne doğru ne güzel ne haklı
ağaçlar yeniden fakat ilk kez büyüyor
kuşlar her zamanki gibi fakat ilk kez uçuyor
bir yaprak bir orman etmiyor
nerde kaldı yahu perranla peride
kendini doğurup duran son dilimine bakıyor
bir somun etmeyen tuhaf şeye
perize bir dilim sıcak ekmek kokuyor
bırakın düşünceleri tereyağ sürün üstüme
kaymak, bal, vişne reçeli de olur
yiyin beni
yiyin ki doğayım hep yeniden
hep yeniden amma ilk