Louise Glück


Dört Şiir

 

Ayna Görüntüsü

Bu gece kendimi o karanlık pencerede gördüm
babamın görüntüsü gibi, ki hayatı
harcanmıştı benimki gibi tıpkı,
düşünerek ölümü, dışarıda bırakarak
diğer duygusal meseleleri,
böylelikle nihâyetinde şu hayatı
kolayca bırakabilirdin, çünkü
içi boştu hayatın: hatta
annemin sesi bile O’nun fikrini
değiştirememişti ve döndürememişti yolundan
çünkü şuna inanıyordu:
başka bir insanı sevemiyorsan
dünyada yerin yoktur senin.

 

 

Teleskop

Gözünü uzaklaştırdıktan sonra
nerede olduğunu unuttuğun bir an vardır;
çünkü yaşamaktaydın, galiba
başka bir yerde, gece göğünün sessizliğinde.

Burada, dünyada olmayı bıraktın.
Farklı bir yerdesin
insan hayatının anlam taşımadığı bir yerde.

Beden içindeki bir yaratık değilsin.
Yıldızlar var olduğu gibi varsın sen de,
katılarak onların sessizliklerine, enginliklerine.

Sonra tekrar dünyadasın.
Gecede, o soğuk tepede
ayırırken teleskopu parçalarına.

Daha sonra fark edersin
görüntünün yanlış olmadığını
fakat ilişkinin yanlış olduğunu.

Tekrar görürsün nasıl da uzak olduğunu
her şeyin diğer her bir şeyden.

 

 

Kavşak

Ey bedenim, bundan sonra birlikte çok da yolculuk etmeyeceğimizden
sana karşı yeni bir şefkat hissetmeye başladım, hayli acemi ve alışılmadık,
gençliğimdeki aşktan hatırladığım şey gibi tıpkı –
aşk ki sıklıkla sersemdi amaçlarında
fakat asla öyle değildi seçimlerinde, yoğunluğunda.
Öyle çok şey talep edilirdi ki peşinen, öyle çok ki söz verilemezdi –
Ruhum öyle korkunç olmuştu ki, öyle şiddetli;
bağışla onun gaddarlığını.
Sanki o ruhmuş gibi üstünde geziniyor elim dikkat ederek,
istemiyor herhangi bir zarar vermeyi
fakat hayli sabırsız, nihâyet, somut bir ifadeye ulaşabilmek için:
dünya olmayacak özleyeceğim şey,
sensin özleyeceğim şey.

 

 

Yalnızlık

Hayli karanlık bugün; yağmurun arasından
görünmüyor dağ. Hayatı yeraltına sürükleyen
yağmurdur tek ses.
Ve yağmurla birlikte gelir soğuk.
Bu gece ay olmaz, yıldızlar da.

Rüzgâr geceleyin yükseldi;
sabah boyunca kamçıladı buğdayı –
öğle vakti dindi. Fakat fırtına devam etti,
ıslattı kuru tarlaları, sonra sel olup taştı –

Yok oldu toprak.
Görülecek bir şey yoktu, yalnızca yağmur
ışıldıyordu karanlık pencerelere karşı.
Hiçbir şeyin kımıldamadığı dinlenme yeridir burası –

Şimdi dönüyoruz olduğumuz şeye,
dilsiz ve imgelemsiz olarak
karanlıkta yaşayan hayvanlara –

Hayatta olduğumun hiçbir kanıtı yok.
Yalnızca yağmur var, sonsuz yağmur.

 

Türkçeleştiren: İsmail Haydar Aksoy