Serdar İleri


Yeni Medyada Sinema İzleme Alışkanlıkları: MUBI Örneği

 

 

                                                     

Giriş

Soğuk Savaş döneminde yaşanan bilimsel gelişmelerle temelleri atılan internet teknolojisinin ve enformasyonun ön plan çıkmasıyla bilgi, toplumların kültürel yaşamlarında önemli bir rol oynamaya başladı. Enformasyona dayalı toplumlar, dijital etknolojinin gelişimiyle de bilgiye daha hızlı ve daha ayrıntılı ulaşma çabası içinde oldular. Bu kültürün oluşumunda özellikle internete bağlı hizmetlerin ve servislerin artışı önemlidir. Hayatı şekillendiren servisler etkilerini gün geçtikçe artırırken sadece insanlarla değil, kendi içlerinde de bir etkileşim sürecine girdiler. Gittikçe daha karmaşık olan ağlar, multimedya kaynaklı belirli şablonlarla basit algılanabilir ve kullanılabilir ürünler yaratırken geleneksel medyanın yapısını da değişime uğratmaktalar. Bu bütünleşmiş yapı, yeni medya adı verilen olgunun ortaya çıkmasıyla yeni tartışmalara yelken açıyorlar.

Bu teknolojik gelişmeler ışığında sinema da gelişen dijital medyaya ayak uydurdu. Özellikle, 2020 yılına girmemizle başlayan Corona virüs pandemisi sırasında kapanan sinema salonları, gelişen dijital aktarımlı film ve tv kanallarının yakın gelecekte çok daha işlevsel olacağını göstermiştir. Bu dijital gösterim kanallarından MUBI ise, Netflix, Hulu, Amazon Prime vb. gibi örneklere göre çok bağımsız ve sanat sineması diyebileceğimiz alanı desteklemektedir. Bu makalede, MUBI üzerinden sinemanın değişen dağıtım ve gösterim olanaklarını araştıracağız.

 

 

  1. Sinemada Bağımsız Dağıtım Ağları ve Sinematekler

Sinema ilk ticari gösterimlerin yapıldığı günlerden bu yana, bir anlatı sanatı olarak geniş kitleleri toplayabilecek potansiyele de sahip olmuştur. Geleneksel anlamda film dağıtımcılığı, filmin dağıtım haklarını o filmin yapımcısı olan firmadan alıp izleyicilerin tüketimine sunmak amacıyla sinema salonlarına dağıtan şirketleri ya da bireyleri ifade etmektedir. Fakat bununla birlikte filmleri “dağıtmanın” yanı sıra o filmin pazarlamasını kontrol eden, kurgusu üzerinde söz sahibi olan ve fikri mülkiyet haklarını elinde bulunduran dağıtımcılar da vardır.

Bir sanatsal yaratım süreci olarak sinema da, yaratıcı çalışmalar, deneysel ve geliştirici örneklerin izlenebilinir kılınması için, kendine Hollywood ve diğer konvansiyonel dağıtım ağlarının dışında, farklı mekanlar bulmak zorunda kalmışlardır. Bu mekanların en önemlilerinden biri de sinematekler olmuştur.

Sinematek, belli başlı sinema filmlerinin, sanat, eğitim, kültür amaçları göz önünde tutularak toplanıp korunduğu bir yerdir, ancak dünyada ve Türkiye’de sinematek kavramı ortaya çıkış amacından farklı olarak, çoğu zaman film kulübü olarak da anlam taşırlar. Tüm sinematekler, sinema, video arşivi ve gösteri, sergi salonları, kütüphanesi, basılı malzeme içeren arşivleri, araştırma, yayın, festival organizasyonu, yarışma, staj, eğitim programları düzenleyen ve ifşa eden kurumlardır (Kurt, 2017).

Sinema alanındaki dijitalleşmenin sonucu olarak oluşan dijital sinema kavramı, sinemanın yüzyıl önceki ilk oluşum haline özellikle de sinema endüstrisinde sesle birlikte gelişen radikal değişiklikle 70’li yılların başında gelişen dijital uygulamalar arasında benzerlikler kurulur. Sinema endüstrisi 35mm film üzerine kurulu geleneksel (konvansiyonel üretim tarzında) yapım, dağıtım ve gösterim ağında dijitalleşme sürecinde yeniden yapılanmaya başlar (ANADOLU, 2020). Günümüzde film dağıtımı büyük bir değişim geçirdiği ya da öldüğü söylenen geleneksel eski stil sinema salonu dağıtımı ile internet web tabanlı yeni stil arasında bir geçiş dönemi olarak değerlendirilmektedir.

  1. yüzyılın başından itibaren sinema alanında önemli değişimler ve gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. Belge filmlerin yerine bir hikâyeye dayalı kurmaca filmler ilgi görmeye başlarken yapımcılar ve gösterimciler arasında da çeşitli iş ilişkileri gelişmiştir. Filmlerin gösterimcilere kiralanması ile sinema yapım, dağıtım ve gösterim alanlarına bölünerek endüstrileşme yoluna girmiştir.

Dünya daha zenginleştikçe ve küreselleşme devam ettikçe, tüm dünyada eğlence endüstrisinde muazzam bir büyüme oldu. Gerçekten de, dünya çapında sadece sinema biletlerine yapılan toplam harcama 20 milyar dolara yaklaşıyor. “Majors” olarak bilinen güçlü Hollywood stüdyolar film endüstrisinde uzun süredir egemen oldu, ancak bu hakimiyet hızla değişen bir dünyada devam edebilir mi? Yeni dijital teknolojiler, bağımsız yapımcılar tarafından dünya çapında film yapımcılığının yaygınlaşmasının “dijital şafağı” yaratacaklar mı? (Silver, 2003)

 

  • Dağıtım Ağlarının Modelleri

1990 öncesi, sinema salonları dışındaki pazarlar (video kiralama, kablo, uydu, ücretsiz TV) yan pazarlar olarak kabul edildi. Bununla birlikte, doksanlarda, film kiralamaları üzerine inşa edilen ev-video pazarı, “satış” videolarının tanıtımını takiben bir büyüme yaşadı ve Amerikada başlayıp tüm dünyaya yayılan abonelik sistemleri üzerine kurulu televizyonların küresel girişimi ile birleştirildiğinde, sinema sektörünün de temel ekonomisi değişti . Her yıl, üretilen toplam filmlerin yarısından daha azı salonlarda gösterim alıyor; bunun dışında kalanlar ya doğrudan videoya ve dijital dağıtım ağlarına gidiyor veya TV için yapılıyor.

Muhteşem özel efektlere sahip birçok gişe rekorları kıran filmin ticari başarıları hayal edilemez bir hale geldi. Film yapımı, nadir istisnalar dışında, sanatçının eserini yaratmak için gerekli olan malzemelerin maliyetini bizzat karşılayamadığı tek sanat formudur. Bununla birlikte, dijital teknoloji sayesinde, çok düşük maliyetlere satın alınan donanım ve yazılımlar kullanılarak, ev bilgisayarlarında üretilen 3 dakikalık bir film bile, youtube gibi sunucular üzerinden yayınlarak gişe rekorları kıran pek çok filmden daha fazla kazandıracak duruma gelmiştir. www.405themovie.com sitesinin sahipleri tarafından 2000 yılında yapılan, Los Angeles otoyolunda geçen, bir jet uçağı ile sürücü arasında yaşanan ve viral olarak yayılan film, birkaç yıl içinde 4 milyondan fazla izlenerek bir kült klasiği haline geldi.

Düşük maliyetli dijital video kameraların piyasaya sürülmesi, film yapım maliyetini düşürdü ve neredeyse evrensel erişim sağladı. Yeni nesil film yapımcıları, yeteneklerini sofistike ama ucuz dijital video ekipmanları ile gerçekleştirip, bunu sunmanın yollarını öğrenmeye başladılar bile.

Bununla birlikte, sinemayı bir sanat olarak gerçekleştiren bağımsız film anlatıcıları da kendilerine festivaller dışında dijital dağıtım ağları bulma yollarına giriştiler.

 

 

  1. O.D (Video on Demand / Talebe Bağlı Video) & S.V.O.D (Ismarlama Video) Sistemleri

İstek üzerine video (VOD), kullanıcıların geleneksel bir video eğlence cihazı olmadan ve tipik bir statik yayın zamanlamasının kısıtlamaları olmadan video eğlencesine erişmesini sağlayan bir video medya dağıtım sistemidir. 20. yüzyılda, havadan programlama şeklinde yayın yapmak, medya dağıtımının en yaygın biçimiydi. İnternet ve IPTV teknolojileri 1990’larda gelişmeye devam ettikçe, tüketiciler VOD’un televizyonlara ve kişisel bilgisayarlara gelişiyle sonuçlanan geleneksel olmayan içerik tüketimi modlarına yönelmeye başladılar.

Geleneksel televizyonculuktan farklı olarak, VOD sistemleri başlangıçta her kullanıcının her bir sistemin içeriğine erişmek için hatırı sayılır bant genişliğine sahip bir İnternet bağlantısına sahip olmasını gerektiriyordu. 2000 yılında filmlerin Dijital Sinema Paketleri aracılığıyla dağıtılmasını sağlayan JPEG2000 kodeki geliştirildikten sonra hizmetlerini sinema filmi üretimleri yapan içerik üretici streaming kanallarının oluşmasını sağladı (Wikipedia, 2020). VOD uygulamaları da geliştikçe, daha düşük bant genişliği gereksinimleri ve daha kaliteli yayın yapabilme imkânları böylece ortaya çıkmış oldu. 2002 yılında Digital Cinema Initiatives / Dijital Sinema Girişimi[1] kuruldu.

Bu majör Hollywood yapımcılarının desteklediği ağ, günümüzde başta 150 milyona yakın aboneye sahip olan Netflix, Hulu, Amazon Prime gibi Talebe Bağlı Abonelik sistemiyle çalışan (SVOD) kanalların da açılmasıyla devam etti.

Özellikle Pandemi sürecinde ortaya çıkan olumsuz gelişmeler büyük stüdyoların milyarlarca dolarlık gelir sürecine büyük darbe vurmuş görünüyor. Hâli hazırda dijital platformlar ve bu sistemlerin evde izlenirlik kalitesini arttırmaya yönelik teknolojik gelişmelerin de ucuzlaması (ses, görüntü vb.) başta Hollywood sistemine özgü film yapım süreci için çok yeni bir sorunsal değil. Pandemi sonrası Blockbuster filmlerin süresiz olarak ertelenmesi Box Office gelirlerinin artık görünmez olmasına sebep oldu. Pandemi sonrası için sinema salonlarına dair güvensizliğin artacağı ve dijital platformlardaki izleyicilerin artması kaçınılmaz görünmektedir. Yine de Chirstopher Nolan gibi umudunu kaybetmeyenler var, dağıtım ağlarıyla büyük stüdyoların daha sıkı bir işbirliğine girmesini savunan Nolan: “Bu kısa vadeli kaybın çoğu geri kazanılabilir. Bu kriz geçtiğinde, kolektif insan katılımı ihtiyacı, birlikte yaşama, sevgi ve gülme ve ağlama ihtiyacı her zamankinden daha güçlü olacaktır. Bu “bastırılmış talep” ile yeni filmlerin vaadi birleşimi yerel ekonomileri artırabilir ve film ekonomisine katkıda bulunabilir” (Sims, 2020)

2.1 Dijital Sinematek Girişimi Olarak: MUBI

Bağımsız sinema yapımcılarını destekleyen, MUBI ise Türk girişimci Efe Çakarel tarafından önce The Auteurs ismiyle 2007 yılında kuruldu. Aynı yıl Netflix de geniş bant akışında yayıncılığa başlamıştı. Dijital bir sinematek olma modeli olarak piyasaya giren MUBI, çoğu bağımsız uluslararası filmlerden oluşan, belgeseller, kısa ve deneysel filmleri gösteren bir yapı. Her gün yeni bir filmi yayına sokarak, ayda otuz filmin izlenebileceği, aylık üyelik sistemiyle çalışan bir platform. Bunun dışında ücretli kiralama sistemlerini de koleksiyonunda barındırıyor.

10 milyonun üzerinde abone sayısına ulaşan MUBI (Mayıs 2020 verilerine göre) zarif ve minimalist bir tasarımı ile çoğu bağımsız film yapımcılarının filmlerini, sinemaya bir sanat olarak bakan seyircilerle buluşturuyor.

Oyun konsolları, TV setleri gibi kaynaklardan da erişim sağlayan MUBI, bilgisayar ekranlarından film izlemeyi sevmeyen, özellikle art house film seyircilerine ulaşmayı hedefliyor.

Dünya çapında 193 ülkede hizmet veren MUBI, indirilebilir içeriklerini 30 günlük anlaşmalar yaparak, abonelik sisteminden gelen geliri film yapımcısıyla ya da hak sahipleriyle yarı yarıya paylaşma usulüyle gerçekleştiriyor. Dünya çapındaki bağımsız yapım şirketleri ile olan anlaşmaları, mail ve sosyal medya üzerinden yapılan tanıtımlarla, sinema tarihinin kült filmlerini, çağdaş sanat sinemasının filmlerini seyirciyle buluşturmaktalar (The Collobroative, 2010).

Bu tür dijital kaynaklar, VHS ile başlayan video çağının ardından, VCD, DVD gibi elektronik ortamlara taşınan film izleme alışkanlıklarında radikal dönüşümlere sebep olmuştur. Dijital platformlar, korsan film olarak adlandırılan illegal çoğaltım ve dağıtım mekanizmaları karşısında, nispeten etik davranışlar sergileyen kültürlü, sinemaya sanat olarak saygılı izleyiciyi de dünya genelinde teşvik edici olmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda, günümüzde yaşanan pandemi vb gibi izolasyon süreçlerinde daha etkili yöntemler geliştireceği açıktır.

Sonuç Olarak

Dijital araçlar sayesinde film evreninin sosyal pratikler açısından genişlemiş ve bir filmi sinemada izleme eylemi, tüm deneyimin sadece küçük bir parçasını oluşturduğu iddia edilmektedir: “Böylece filmler gerçek hayata daha derin nüfûz etmekte, anlatılar izleyiciler tarafından eğilip bükülmekte ve izleyici evreni içerisinde yeni heterotopyalar yaratılmaktadır” (Atkinson, 2014).

Dijital medya alanında yaşanan gelişmelerin sinema izleyiciliğini ilerleyen yıllarda da etkileyeceği açıktır. Bu durumun iki farklı etkisinin görülmesi olasıdır: İlki, dijital teknolojilerin sinema alanındaki yaygınlığını artırarak sinemada film izleme deneyimini de dönüştürmesidir. İzleyicilerin film esnasında telefonlarını kontrol etmesi ve hatta konuşması, geleneksel sinema izleyiciliğinin kurallarına bağlı tüketicilerde tepki uyandırmaktadır. Bunu aşmak için tüm izleyicilerin film esnasında telefonlarını kullanmalarını sağlayacak interaktif bir izleme deneyimi tasarlanabilir. “Gelecekteki eğlence uygulamalarının (örneğin etkileşimli film, yeni tür video oyunları, eğlence robotları, vb.) tasarımı için en önemli optimizasyon kriteri, zevktir” (Nakatsu v.d., 2005: 10). Eğlenceye ulaşmak için beden ve duyu organları, aktif deneyim ile entegre olabilir. İzleyicilerin sosyal medya araçlarıyla sadece görüş paylaşmakla kalmayıp içerik üretmeleri, endüstrinin aktörleri tarafından belirlenen içeriklere tepki göstermelerine neden olmaya başlamıştır. Ortaya çıkan bu transmedya projeleri, kökleşmiş anlatı modellerinin sınırlarına nüfûz etmekte ve hem televizyon hem de sinemada anlatım olanaklarını genişletmektedir.

 

Kaynakça

ANADOLU, B. (2020). İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ RADYO, TELEVİZYON VE SİNEMA ANABİLİM DALI. Doktora Tezi, İstanbul.

Atkinson, S. (2014). Beyond the Screen: Emerging Cinema and Engaging Audiences. London: Bloomsbery.

Kurt, Ş. (2017). ALTERNATİF FİLM İZLEME MEKANLARI OLARAK SİNEMATEK OLGUSU. Doktora Tezi, MALTEPE ÜNİVERSİTESİ , SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İLETİŞİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, İstanbul.

Silver, J. (2003). Digital Dawn: A Revolution in Movie Distribution? Business Horizons(Vol. 46, Issue 5.), 57-66.

Sims, D. (2020, Mart). Hollywood Is Facing an Existential Crisis. The Atlantic: https://www.theatlantic.com/culture/archive/2020/03/post-pandemic-future-hollywood/608620/ adresinden alındı

The Collobroative. (2010). Filmmakers-Direct-to-Platform: https://www.thefilmcollaborative.org/blog/tag/mubi/#.XuH9xWozZ24 adresinden alındı

Wikipedia. (2020, 06 05). Video On Demand. Mayıs 2020 tarihinde Wikipedia: https://en.wikipedia.org/wiki/Video_on_demand adresinden alındı

 

 

[1] Mart 2002’de Metro-Goldwyn-Mayer, Paramount Pictures, Sony Pictures Entertainment, 20th Century Fox, Universal Stüdyoları, Walt Disney Şirketi ve Warner Bros tarafından kuruluna dijital organizasyon.