Muzaffer Develi


Sâye

 

Gözümde yaş birikti çoktan gülmedi yüzüm
Ömrü bitirir hazan baharda demlenmeden
Güneş gökten çekildi geceye temayüzüm
Sürgüne düştü ruhum kalpte aşk cemlenmeden

Dillenince denizin martılar hüzün taşır
Yakamozlar yarama tuzdan ağ bırakırken
Gözlerimde med-cezir gel beni benden aşır
Ömrümün takviminde uzun saçlarım kırken

Işıksız bir kutlama gecenin yarasında
Aynalar dökülüyor hüzünlere râm oldun
Çığıl çığıl türküler vuslatın arasında
Kelimeler kanıyor kapanmaz yaram oldun

Dışarıda kar boran yolları talan eden
Pencereme düşüyor kınalı ay sebladır
Canın sesi merhemdir yokluğu yalan eden
Sâyesi yankılanır eşsiz olan ebladır

Gözümün baharısın aşkın zülmü nihâli
Ezâyla şıvgınlanır göğümden akan nehir
Tan görse beyaz bayrak düşse içre visâli
Şiirle büyür kelam, düşlerle uyur şehir

İçimde büyüdün aşk! Nasıl canım yanıyor
Söyleyin tabiplere derdime derman yazsın
İçimde büyüdün aşk! Avuçlarım kanıyor
Notaları kırılmış boynu bükülmüş sazsın

Yoksunluğun yoksulluk yoksulluğun sersefil
Külasından tutundum kanadına mavi çal
Yoksulluğun öyle zor yüreğim ki bir afil
Bir gece öylece gel, bir gece kapımı çal

Düşüyor odalara esvabı yırtık sâye
Ömür bitiyor artık baharlara doymadan
Sancı: ezalı, üryan, dizi tutulmuş gaye
Vakit doluyor lakin hani bitmezdi sevdân