Devrim Altıkulaç


Son Buluşma

 

 

                                               

Çok istediğiniz, sabırsızlıkla beklediğiniz bir buluşma gerçekleşmek üzereyken aniden beliren ve anlam veremediğiniz pişmanlık, kaçma isteği kimi zaman üzerinize yapışır, sıkışır kalırsınız. Bende çoğunlukla böyle olur, ne yapacağımı bilemez, öylece kalır kabullenirim.

Son kabullenişim öncesi, evin yakınındaki büyük parka gitmiştim. Yağmurun başlayacağı kesindi, beklerken büyük koyu bulutlarla oyalanıyordum. Büyük bulutların üstü zaten koyu griydi. İsimlerini, yüksekliklerini öğrenmeye çalışsam da çok beceremiyor, unutuyordum. Oyun gibiydi.

Öğle öncesiydi. Başlayacak yağmurdan da olsa gerek, park bomboştu. Birkaç kişi gayet uyumlu spor kıyafetleriyle koşturuyordu. Belki kıyafetleri onları koşturuyordu.

Eve dönmeye karar verdiğim sıralar cebimdeki telefonun çalması o sessizlikte utanç verici ve sırasız gelmişti. Susturmak için baktığımda yıllardır görmediğim arkadaşımın aradığını gördüm. Cevap verirken sesimi olabildiğince alçalttım. Oysa sadece gülüyorduk. Öyle uzun, sakin ve nedensiz karşılıklı. Tepedeki kargalar susmuştu, biz gülüyorduk.

Sonrasında tek cümle ile “Şehirdeyim.” dedi. “Evde buluşalım.” dedim. “Hem havalar soğuk.” İki gün sonra dedik. Ben seni istasyondan alırım. Yine de adresi verdim.

Dönerken düşünüyordum, yıllardır görmediğim arkadaşım beni bulmuştu. Hastalığını duymuştum, belli ki atlatmış, sesi iyi geliyordu.

Yağmur çoktan başlamıştı.

Sonrası iki gün boyunca arada yokladı beni söz ettiğim kaçma isteği. Düşünmemeye çalıştım, üstüne gitmedim. Biliyordum ki, karşılaştığım an bitecekti.

İki gün geçti. İstasyonda buluştuk. Evde konuştuk, içtik, güldük içtik, daha çok güldük daha çok içtik. Nedense hiç soru sormadık birbirimize. Sanki olumsuz hiçbir şey olmamıştı.

O gece bende kaldı.

Ertesi gün yine öğleye doğru istasyona giderken, pek konuşmuyorduk. “Ararsın..”, “Tabi, tabi.”

Trene bindi. Kafasını kaldırdı. O gün ilk defa baktı bana. Sanki o vagondaki tek beyaz onun gözleriydi. Vagonun kapısı kapandı. Görebildiğim son ana kadar baktı bana, öyle baktı ki, anlamıştım. “Siktir.” Dedim. Yakalamıştı hastalık yeniden onu. Bu sefer götürüyordu.

Tren gitti. Görüntüsü kayboldu.

 

Desen: Devrim Altıkulaç