William Shakespeare


Dört Sone

 

  1. Sone

Bıktım tüm bunlardan, huzur ver bana ölüm.
Serveti hak eden dilenci doğmuş, bıktı gönlüm.
Erdemsize en güzel urbalar düşmüş,
Heyhat, en saf inanç arsızca düşürülmüş.
Sürgün olmuş pırıl pırıl onur hayasızca,
Bakire erdem fahişeleştirilmiş hoyratça,
Gerçek hüner lekelenmiş haksızca.
Gücü felç etmiş iktidardaki beceriksizler,
Sanatın diline kilit vurmuş sansürcüler.
Ahmaklık ve ukalalık hünere yeğ tutulmuş.
Yalın gerçek bayağılık olarak adlandırılmış.
Tutsak düşmüş iyilik, kötülüğe kul köle kılınmış.
Bıktım tüm bunlardan, dünyayı bırakmak isterdim.
Ölmek bir şey değil, sevdiğimi yalnız bırakabilseydim.

 

  1. Sone

Utandığından inkâr edersin kimseyi sevemediğini,
Kendi kendine karşı basiretsizsin değil mi ki.
Kabul, sen istersen sürüyledir seni sevecek kişi,
Fakat apaçıktır sevmediğin hiç kimseyi:
Çünkü öldüren nefret gelip oturmuş içine,
Öyle ki beis görmez kendisine kötülük etmekte.
Şu güzelim çatıyı döndürmek istersin harabeye
Ama çatıyı onarmak olmalıydı asıl istediğin gerçekte.
Ah, değiştir düşünceni ki ben de değiştireyim fikrimi:
Nefret mi daha iyi kiracı içinde, yoksa şu soylu sevgi mi?
Cana yakın ve nazik ol kendine karşı, göründüğün gibi,
En azından kendine karşı biraz daha merhametli:
Hatırım için kendinden bir tane daha kendin yarat,
Ki böylelikle kendinde ve yarattığında güzelliğini yaşat.

 

 

  1. Sone

O şirin ve suskun düşünce anlarında
Geçmiş şeylerin anılarını toplarım etrafıma,
Yanarım aradığım bir çok şeyin yokluğuna,
Ve eski acılarla ağlarım boşa geçmiş zamanıma:
Ağlamaya alışkın olmayan gözlerim dolup taşar sonra,
Ölümün sonsuz gecesinde gömülü değerli dostlara,
Ve yeniden ağlarım haylidir unutulmuş bir aşk acısına,
Ve feryat figan olurum yitip gitmiş onca kayba:
Sarar beni yeniden geçmişteki kederler sonra,
Ve sürüklenirim yoğun bir acıdan başka acılara
Gelir sıra sonra evvel zamanda çekilmiş gamlara,
Bedelleri ödenmemiş gibi öderim bir kez daha.
Fakat bu esnada seni düşünürsem sevgili arkadaşım,
Biter elemlerim ve telafi olur bütün kayıplarım.

 

 

  1. Sone

Ayazda titreyen dalların üstünde hiç yokken
Sarı yapraklar, ya da bir kaç tane asılıyken,
İşte bende yılın o vaktini görebilirsin: hazan;
Harap çıplak korolarda, son kuşların şakıdığı zaman.
Görebilirsin işte bende böylesi bir günün alacakaranlığını,
Sanki solmaktadır Batı’da günbatımı,
Ki kara gece yavaş yavaş alıp götürür kalan şeyleri,
Vurur üstüne mührünü ölümün öbür benliği.
Bende görebilirsin işte böyle bir ateşin akkor halinde yanışını
Küllerin üzerinde, gençliğin sereserpe yattığı,
Ölüm döşeğinde vermesi gerekirken son nefesini
Şimdiye dek beslendiğiyle tüketir kendisini.
Bunları anlaman güçlendirir sevgini,
Yakında göçecek olanı daha iyi sev şimdi.

 


Türkçeleştiren: İsmail Haydar Aksoy