Tan Doğan


müsvedde

 

öldürüyorum zamanı ve derdimi

kaba mekân küfür istiyor

herkesin tokadı kendine

durduk yerde doğduk ve öldük

ağır acı tat-tuz bırakmaz

yâni ekşi buruk acı en sevdiğimiz

ömre vasat dahi denilemiyor

anısı da öksüz-yetim dünya’nın

hiddet ile şiddet tanrı’dan mîrâs

yumruğu göğe vurmak farz

his az haz  çok hüzün

yâni yüzün gözün dökülsün cin ile perî

mizâhtan yoksun mizâç perperîşan

güldürüyorum zamanı ve derdimi

mektubumu uçuran kuş kayıp şeytana

zebânîye çektiğim telgraf hâlâ bî-cevâp

iâdeli taahhütlü cennet kartım kartlaştı

yâni kalakalmışım bir başıma

dert derin  neşe cüzî   kader kâle alınmaz

gün ile  gece çırak-usta değil

inkâr ile iknâ atbaşı değil

ruh ile ten pek harâp

nefes ile nefis açık yaradır

yâni en çok ucunu kanatıyor dil

mağdûr mağrûr hasta tür biziz

şişirildikçe şişmiştir ben

söndürüyorum zamanı ve derdimi

bak inatçı oğlak  saç-sakal gitti

uçurumun ucunda ot at ve aşk

yâni dibin de dibi hep delik

koşar adım geldi zulüm  hiç gitmiyor

her yer sunak  herkes kurban aslında

gölgenin de bir gururu var

hece hece her şey müs-ved-de

temize çekilemez gerçek ve yalan

yâni kime şikâyet etmeli kimi

hayat harcanmak içinmiş

öldürüyorum zamanı ve kendimi