Didem Peker Başaran


 Tolstoy’un sakalındaki melek

Boris Pasternak’ın Tolstoy’la tanışma anısına…

Cümbüşün bittiği, herkesin yatağına dağıldığı vakitte anlattı

‘Tolstoy’un Sakalındaki Melek’ diye bir anı.

Yoksul bir mürekkep balığının yardımıyla çiziyorum; kısa tutacağım:

Döşeğine Skriabin’den yağanların Boris’e döne döne konduğu geceyi

Yorganın ortasından çırpıp da uykusunu, yalınayak hem de

Evin koridoru kadar bir tünelden, kuşların kaldırdığı toza doğru

Annesinin parmak ucundaki kuşların

Nasıl da sadık geceye, nasıl da çalıyor dur durak bilmeyen iğne gibi

Oğulun üç perdelik kulağına betondan bir yonga,

Çorapsız cılız basan çocuk hüznü geriye

Ayın hareketi kadar yavaş ağlayan yabancıyla göz göze şimdi

Kurt değilmiş yakından, bir tomar keder düşürüyor en fazla

Hele ki otursun bacağına, kovsun koca sakalının yarasalarını

Tolstoy’un beyaz yanağından başlayacak direncine

Dalaşacak ne çok şeyi olacak,

…Balık birazdan suya, uzatamam!