Tomas Tranströmer


Ateş Karalamaları

 

Sadece seninle sevişiyorken
kıvılcım çakardı benim hayatım o kasvetli aylarda.
Bir ateş böceği misali yanıp sönerdi, yanıp sönerdi
– aralıklı olarak izlenebilirdi yolu
gece karanlığında zeytin ağaçları arasında.
Büzüşüp toparlanmıştı ve cansız otururdu ruh
o kasvetli aylarda
fakat beden sana giden dümdüz yolda ilerlerdi.
Kükremişti gece göğü.
Hırsız gibi sağmıştık evreni ve böylelikle hayatta kaldık.
[YABANIL MEYDAN’dan (1983)]

 

 

O Mavi Ev

 

Parlak güneşin olduğu bir gece. O yoğun ormanda duruyorum ayakta ve bakıyorum pus mavisi duvarları olan evime doğru. Sanki yakın zamanlarda öldüm ve baktım eve yeni bir açıdan.
Seksen yazdan daha fazladır burada bu ev. Evin ahşabı su geçirmez yapılmış, dört kez neşeyle ve üç kez kederle kaplanmış. Ne zaman bu evde yaşamış biri ölse, ev boyanır. Ölü kişi bizzat kendisi boya yapar, fırçasız, iç taraftan.
Öbür tarafta açık bir arazi var. Eskiden bir bahçeydi, şimdi yabanıl otlar var orada. Yabanıl otların sakin duran şiddetli dalgaları, yabanıl otların pagodaları, ileri fırlatan metinleri, yabanıl otların upanişadları, yabanıl otların Viking donanması, ejderha başları, mızrakları, bir yabanıl ot imparatorluğu!
Yabanıl otların bürüdüğü o bahçe üstünde tekrar tekrar fırlatılan bir bumerang gölgesi dalgalanır. İrtibatı var, benim zamanımdan çok önce bu evde yaşamış biriyle. Neredeyse bir çocuk bu. Çocuktan bir dürtü geliyor, bir düşünce, bir istek düşüncesi: “yarat… çiz…” Ulaşıp kaderinden çıkmak için.
Bir çocuk çizimine benziyor ev. Yedek bir çocukluk büyüyüp ortaya çıktı çünkü biri çok erkenden bir çocuk olma görevinden istifa etmişti. Kapıyı aç, içeri gir! Burada huzursuzluk var tavanda ve duvarlarda huzur. On yedi yelkenli bir gemiyi betimleyen amatör bir tablo asılı yatağın üstünde, köpüklü dalga tepeleri var ve yaldızlı çerçevenin durduramayacağı bir rüzgâr.
Burada hep çok erkendir, kavşaklardan öncedir bu, değiştirilemez seçimlerden önce. Bu hayat için teşekkür ederim! Gene de özlüyorum diğer seçenekleri. Bütün çizimler gerçek olmak istiyor.
Su üstünde uzaklardaki bir motor çekip uzatıyor yaz gecesinin ufkunu. Hem sevinç hem de keder, şişip genişliyor çiyin büyütecinde. Gerçekten bilmiyoruz ama seziyoruz: hayatlarımıza kardeş bir tane gemi var, ki büsbütün farklı bir rotada ilerler. Bu esnada güneş adaların arkasında yanar.
[YABANIL MEYDAN’dan (1983)]

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy