Vassilis Rouvalis


 

 

Bir şiirsel sentez olan “Fersah” dokuz perdeden oluşur. İnsanlık trajedisinin rahmine giden varoluşsal arındırızı yol hakkındadır. Eklektik olarak yalnızca Homeros’un “Odyssey”  (rapsodi λ) ile değil, aynı zamanda Dante’nin “İlahi Komedyası” ile de ilgilidir ve aynı zamanda çağdaş insanın deneyimini aktarır.

Homer ve Dante arasında salınan “Fresah”  yazarın güzellik, anlamsızlık, ilham, heyecan, inkar, tatmin hakkındaki sorgulamalarını ve düşüncelerini ortaya koyuyor.

“Fersah”, geçen yıl Atina Konser Salonu Megaron’da bir oyun olarak sahnelendi ve Poema yayınları tarafından yayımlandı (Ekim 2016).

Teaser için: https://vimeo.com/189633499

 

 

Fersah

 

(1.perde)

ÇOK UZAKTAYDIM.

Çağın yıkıntıları arasında,

korumasız ve eksik,

belirsiz bir döngü için beceriksiz sözcükler.

 

Dizin,

Kalbi kırık yüzlerle

sona eren melteme benzer.

Güneşin altında, hâlâ alev alev, akışa karşı.

Ateşe kulak vermekte,

Aşk, budur.

 

Uzaktan söyleyebildiğim kadarıyla,

materyalizm ve kinden oluşan

talepleri zorla dayatılan

kötücül bir tanrını alâmetleri gözden yitmekte.

 

O şimdi mahkum edilecek,

sonsöz inançsızlığa,

tüm zamanların iyiliğini kaybetmeye,

tıpkı ölümlüler gibi.

 

O kadar hızlı silindi ki,

bir bakışla yanıp tutuştu;

tüm bunlar adamın başını belaya sokar

yalnızca sonuna doğru, bilinçli olarak;

tüm bunlar yüce bir hayat, taleplerle dolu,

yıpranır ve hafızada depolanır.

Ancak hâlâ o alevler

o tek bir bir anda

kum tepelerine doğru,

dört nala koşacak ve uluyacak,

bir süre sonra unutulacak yalnızca,

akışkan bir çıkmaz sokakta sonsuza dek kaybolacak.

 

Beyaz uzun nokta şıngırdayacak

yaradılış. Gözler tanıklık eder;

bu hoşgörüdür, tanınmayan ve suskun olan.

 

Mastarlar yeterlidir göstermek için

hakikatı: dünyayı var eden.

Alınan, verilen.

Huzursuz ruh ıstırabı hafifletir.

Şimdi eller yalvarmıyor artık, tükenmişliğe ve bilmecelere

ihtiyaç yok.

 

Göksel yücelik görünmezdir;

Karanlıktaki hışırtı gibi dayatıldı.

Belki de ihtiyaç yeniden ortadan kalktı,

ruhun kurtuluşuna yeniden ihtiyaç duyulana kadar.

en içrek, suskun olan.

 

Altın ve zaman

Sayılabilir – işte bu yüzden sonsuza dek üzerleri çizilebilir.

 

Bir saat, incelikle yontulmuş yunus

zincire bağlı, metronom

eski moda deri bir kutunun içinde.

 

Notlar alırım

tutkuya dair, süreç

ve aldatma, kekik kralliği.

 

Ve dönerim. Beden gevşemiş

onca sorudan sonra: hiç rahatsız olmamış

ürkmekten, kaderini değiştirir

evrenin, kısa ömürlü ama acı dolu.

Ve ayrılıyorum; sabırlı ol, bizzat.

 

(9.perde)

 

YÜZEYE ÇIKMA

Vahiy saati.

Eve giden ince yol.

 

Deniz benim anayurdum.

Zamanın başlangıcından bu yana ses kırılıyor.

Bu kargaşa nasıl susturulur?… sessizlik ne kadar keyifli?

… kimlik ve gelecek?

 

Yalnızca şiir

Hak ediyor bu birkaç gerçeğe giden yolu-

safrayı denize salmayın, ruhun acı çekmesine izin vermeyin.

 

Gecenin erken saatlerinde çanlar doğum için çalıyor,

geri sayımın başlangıcı.

Arındırıcı ilahiler içeriden dışarıya taşıyor,

ve bir anda yüzlerin şeklini alıyor.

 

 

Ebedi olan patlar;

dünya fikir için günah işler,

ve yazı; zevk alır hayatın kutsallığından,

güdü safsatası saçmalık

 

Mevsimler tekerlekleri olmadan yaklaşır,

birbirleriyle yarışarak.

Simgeler anlaşıldı: ödüller için,

mahkumiyetler, ve isyanlar.

Bir kez daha, yeniden bedendir

şeyler arasında köprüler kuran.

 

Şeffaflık huzur getirmez.

Elde aynalar ve mantık.

Derinlikler bakışları dağıtmaz.

Boğdukları şey vicdandır.

 

…………………………………………………………………………………………………………………….

………………………………………………………………………………………………………………………..

………………………………………………………………………………………………………………………….

…………………………………………………………………………………………………………………………..

 

Emek mırıldanıyorum, şaibeli

bir hâl, alışkanlık.

Tamamlanmamış ve ebedi, bir ses yansıtıcısı oluyorum.

 

Tarif edilemez olan duvarlardaki mucizedir:

Bir Roma, kuğunun yanı başında duran, hiçbir zaman-

bir gelinlik değildi, üzümler.

 

 

Geceleri zamirleri anlıyorum.

(Ardıç kuşlarının şarkısını cıvıltıları ve ışıkların görüntüsü).

Suçluluğumu gösteriyorum, dönüp bakıyorum sevgime.

Ben cezalıyım. Ben İnsanım.

 

Genişlemiş siyah işaret havaya zıplıyor.

Parlak diziler taşıyıcıdır.

Burada, bitiş çizgisinde,

öfke, öğüt, duyuru.

Kendi kendime söylüyorum.

 

“Var oluşun ‘A’sı ve kesinliğin ‘Z’si”

 

Çeviren: Funda Önkol