Ünsal Çankaya


Gittin

 

Otobiyografine birkaç sözcük eklenecek
Yazılan biyografilerinde;

Gitti o şair

Dört ağustos iki bin on üçte öldü diye.
Kalsan çiçek götürürdün kendi mezarına bir demet

Üniversite yıllarımdan kalan ses
Ahmet Bozkurt
Erhanların Ahmet’i şiirlerinde.

İlk kitabın hepimizde ezberde.
Karanlığı delmek istiyoruz
Seninle.
Şiirinle.

Yıllar sonra yeniden bulduğumda sesini
Yitirmiştin gerçekte.

Ama şiirin duruyordu yerinde.
Her güne günaydın çaktın
Her geceye hoşça kal

“Evimizin kızı” dedin içtenliğinle.
Güzel insan, iyi dost, yürekli şair.
Rahat uyu.
Çektiklerinle.
Kahrettiklerinle.
Dinlenmeyi hak ettin Silivri’de.

Özlenecek duruşun, sesin, ölesiye.
Özlenecek insanlığın, sevgiyle.

Gebze, 4.8.2013

(Silivri’ye adı park oldu sonra, ama son ikameti Ankara, Karşıyaka…)

 

Ağustos Gündemi

 

Ah! “Alacakaranlıktaki Ülke” nin karanlığı sürmekte.
İyi ki görmedi dünü şair adıyla Ahmet Erhan.
(Kayden Erhan Bozkurt’tu ki unutulmasın)

O Ankara’daki “kenar mahallede bir pazar günü” nü bırakıp, İstanbul’a yerleşmişti.

Hani şu hepimizi beş yıldır kahreden Silivri’ye…

Bir zamanlar sap ve samanı ayırabilen insanlar vardı yargıda, siyasette, ekonomide, dinde.
Bir zamanlar umutla aydınlığı beklerdik biz her gece; doğardı gün, ısıtırdı güneş bedenimizi ve yüreğimizi.
Şimdi yaşadığımız hiçbir şeye anlam veremez oldum artık.
Silivri bir hukuk çıkmazı oldu.
Ağustos’un beşinde tescilledi bunu bir mahkeme ilamı ile.
Hem Ahmet Erhan’da Ankara’ya döndü yeniden, uzanıp yattı ölümüne.

Üzgünüm, ikisine de.
Ve bugün Hiroşima’yı unutmayın diyeceğiz yine de.
Nükleere kucak açan siyasilerin fink attığını bilerek.
Belediye meclis kararı ile “fay hattının yeri birkaç metre kaydırılarak!” yapılaşma planları yapılan deprem kuşağındaki ülkemizde.

Tesadüfen yaşadığımızı bile bile…
Tesadüfen ölmeyeceğimden ise emin olarak.

Gebze, 06.08.2013