Erkan Karakiraz


koridorun sonunda soldaki üç numaralı konut

 

bir vakitler karnımda ağrının büyüdüğü yerde gezinen el. devinimsiz şimdi. o el baş kaşıyor para üstü alıyor kur takip ediyor terleyip buz kesiyor uykuya yenilip düşüveriyor. 1’e 10 baskın sol el kristal yumruk olmuş göğe savruluyor. en çok yüzümü reddediyor. yüzüm okşanmamaktan bitap. saatte 130 km bozkır o yüz. yüzüm kuiper kuşağında en büyük cüce gezegen. benzetmeleri bir tarafa bırakalım. doğru, 22 saniyede değişiverdi özgeçmişim. geçiverdi. bahçe duvarının gölgesini aşıp yıkılıverdi. ritimler eller ayaklar kulaklar boyunlar sırtlar tükendi, doğru. hiyerarşi başladı. aslında hep oradaydı, doğru. klavyede parmağın atladığı bir tuş sebep oldu yanlışa. yok o değil yanlış. karanlık değil. kapüşonlum değil. elden ağza yaşayıp giderken yaptığımız kuponlar değil. öfkem bir çığlıkla yayıldı. vakti gelene dek aradaki döllerde gizlenen çekinik öfkem gök gürültülerinin tanrısıyla yarıştı. días haklıydı zor denkleştiriyordum günü geceye. haklıydı bir yalanı yaşıyordum. tenhada besleyip duruyordum yalanımı. bir tanka hareket çekiyordum. sloganlar atıyor eve dönüp yumurta kırıyordum. koca eşek diyordum, seni koca bebek. diyordum. 22 saniyede azalıverdi gizlice övündüklerim. ekmeğin fiyatını en çok ben biliyordum bir koli yumurtanın. ölüsünün bile maşallahı var dediği geliyor aklıma. enflasyondan döviz kurlarından yönetim zafiyetlerinden yakınmaları geliyor. aklıma, h sesinde zorlandığımı söylediğimde dikkat kesildiği. kendi söküğünü dikemediği. aşka coğrafi bir mesele olarak yaklaştığı. balkonda içilen sigaraların koyu balgamı. sek fondip içkilerin kışkırtmaların mazereti sayılması geliyor aklıma. gizleme gereği duyduğu mistik geleneksel ilişkiler. küfürler politize salgılar. migren gastrit bel fıtığı. sonra gözümde zemin kat planını canlandırıyorum. kulağıma müsait değiliz dediğindeki sesin kayıtsızlığı geliyor. binanın uğultuları. doğru, habersizce sokuluvermişti yapının brüt estetiğine. 22 saniyede boşaldı sokaklar, doğru. elin damarları daha bir şişkin, doğru. yokuşun aşağısında bekliyorum yuvarlanan taşı, doğru. gezegenliği elinden alınmış pısırık bir cüce gezegenim. el yok. terlemiyor belki hiç. kılı kıpırdamıyor. doğru, en çok o doğru.