Bedros Dağlıyan


Mayısı Beklerken

 

Ey Güneşe sevdalı yaprak, en üstteki delişmen kıvrık dal
Üzüm çardağındaki nemli gölgeye bakan su kuyusu
Günışığını sabırsızca bekleyen dut ağacı, hey
Sabah seherinde gül yaprağında parlayan çiğdem tanesi, hey
Daha uzun zaman var yazın güneşli günlerine
Bahçe boylarındaki neşeli sarmaşıklar boynunu büktü bükecek
Şimdi sessizce geçer leylek katarları evler üzerinden güneye doğru
Ne arıların vızıltısı ne de cilveli serçe sesi kalır bulutların altında
Öfkeli direnişçileri yoktur artık memleketin yoksul varoşlarında
İnce duygulu bir şiir boşuna heveslendirir belki de direnişçiyi
Ah şimdi Mayısı beklemek ne kadar zor
Dalında şeftaliyi, üzümü
Yine de bir umudum var güzel dostum
Şimdi çıkar kapı önlerine arkadaşlarım;
Umutsuz geçmişlerden yeşil yapraklı geleceğe; yine yeniden
O görkemli yolu bir kez daha yürür
Emekçiler ordusu yeni yetme delikanlılar kadar hevesli
Ah sefil hayat, öfkeli hatıralar
Yelkovan kuşları bizi bekler denizüstü bir şafak
Çabucak çıkalım merdivenleri, ey ihtiyarlar ordusu
Özlediğin o parlak güneş, iki ada arasına vardı varacak
Az sonra, gülüşerek çiçek adlı sokaklardan geçecek
Koca gök altında meydanlara doluşacak kızlarım, çocuklarım
Mavi denize, sarsılıp haz ile baksın
Mor salkımlı erguvanlarım
29 Ekim 2021
Bedros Dağlıyan