Pablo Neruda


Nâzım Hikmet İçin Bir Kış Çelengi

 

Nâzım, sen niçin öldün ki?
Ve şimdi şarkıların olmadan neyleriz?
O pınarı nerede buluruz şimdi biz?
Bizi bekleyen o kocaman gülüşün gayrı nerede olur ki?
Senin duruşun olmadan, o bükülmez duyarlılığın olmadan neyleriz?
Gerçeği talep eden, ıstıraptan ağlayan ve sevincin cesaret timsali
O gözlerin gibi ateş ve su barındıran başka gözleri nerede bulabiliriz?
Kardeşim, bana öyle çok şey öğrettin ki,
Ellerim doluyken alsa benden onları denizin kekre rüzgârı,
Giderler belki ötelere ve yağarlar kar gibi
Ölünce de seni bağrına basan, yaşamayı seçtiğin o ülkede.
Şili kışından bir buket kasımpatı,
Güney Denizleri’nin soğuk Haziran ayı
Ve başka bir şey daha: halkların mücadelesi, benim mücadelem,
Ve anayurdunda bir yas trampetinin donukça yuvarlanışı.
Kardeşim, ey asker, gayrı yeryüzü ne kadar yalnızdır benim için
Altın bir kiraz ağacı gibi çiçeklenen yüzün olmadan;
Ağzıma ekmek, susuzluğuma su, kanıma kuvvet gibi gerekli
Senin dostluğun olmadan!
Zulüm, hata ve acı dolu o karanlık kuyular misali mahpushanelerden
Geldiğini gördüm; ve senin ellerinde cezanın ayak izini izledim;
Aradım gözlerinde nefretin dikenini.
Fakat senin getirdiğin ışıl ışıl yüreğindi;
Yaralı yüreğin sadece ışık getirdi.
Ve şimdi? Merak ediyorum. Bakayım, düşüneyim:
Dünyaya verdiğin çiçek olmasaydı nice olurdu dünya.
Halkın berraklığını ve şairin onurunu bana göstermeseydin,
Nice olurdu mücadele, düşüneyim.
Teşekkürler olduğun her şey için
Ve senin şarkının sonsuza dek yaktığı ateş için.

 

Çeviren: İsmail Haydar Aksoy