Derek Walcott


Yaz Ortası

VI
Yaz ortası bir kedi esneyişiyle uzanıyor önümde
Dudakları tozlu ağaçlar, eriyen arabalar fırınında. Isı düzenleyiciler ayak sürten melezler
Pembeye boyanmış Kapitol, Woodford Meydanı çevresinde raylar paslı kan renginde.
Casa Roda Arjantin ruhunda, balkonlarda ninniler, Monoton, korkutucu çalılar Çin bakkallar üstünde şahinlerin işaretlerini taşıyan nemli bulutları fırçalar. Boğucu koridorları fırının.
Belmont’ta yaslı terziler eski makinelerine diker gözlerini kusursuzca dikmek için Haziran’ı Temmuz’a
Ve yaz ortası şimşeğini bekler insan silahlı bir nöbetçi nasıl sıkıntıyla beklerse bir tüfeğin kırılmasını
Ama ben tozuyla, alacakaranlığıyla, sıradanlığıyla beslenirim onun
Sürgünlerini korkuyla dolduran inançla, Alacakaranlıktaki tepelerindeki turuncu ışıklarla,
hatta sisli limanda polis arabasıymış gibi dönen işaret lambasıyla
Korku yerel en azından, orospumsu nefesi gibi manolyanın
Gece boyunca devrimi haykıran kurdun uluması,
Kayıp bir düğme gibi parlıyor ay
Rıhtımdaki sarı sodyum ışıklar belirir
Sokaklarda kap kacak gürültüsü yarı aydınlık pencerelerde
Gece candan, gelecek yarınki güneş kadar ateşli her yanda.
Anlayabiliyorum Borges’in kör sevdasını Buenos Aires’e
Nasıl hissettiğini insanın ellerinde kabaran bir şehirde

Çeviren: Neşe Yaşın