Onur Köybaşı


Sinyal

Konuşmaya başlasak muhakkak bir kusur görecektik üstümüzde
Şimdi al bu peygamber donunu
Ve çıkar ellerindeki şu üç noktayı
Çünkü parmaklarını seviyorum
Durmadan susmayı
Ağır aksak bakışmayı
Üstündeki otoyolları ve henüz otoyol olmamış tarlalarını
Sırtındaki o şahane elbiseli korkuluğu
Sana her dokunuşumda bi’ şeylere ihanet etme duygusunu.

Şimdi biraz nefes alabiliriz

Antenlere takılan çocuk aklımızı
Hiçbir frekanstan takip edilemeyişimizi
11500 V 27500 Türksat 2A uydusu
Yayından kaldırılan o kanalda oturup ağladığımızı
Takside çalan şarkı canımızı acıttığında
şoförden şarkıyı değiştirmesini rica etmeden
müsait bir yerde inmemizi
Ve radyo cızırtısını
Geri de kaldık mı biraz da her şeyden?
Yalnızken kaç kişi olduğumuzu?
Ağlayarak geldiğimiz bu dünyada
Bu denli mutlu olmayı isteme çabasını çok abartmadık mı?
Özünde olan hiçbir şeyi
Yani biraz da özünde iyi olmayı
Özünde herhangi bir şeyi
Sevmeyişimizi
Hatırlıyorum hatırlamayışımızı.

12000 H 22500 Eutelsat
Sevgilimin gözlerinde frekans yok
The End diye bitecek cümlesi bile
Kimi istiyorsan onu sev dediğini duydum
Sonra ortadan kaldırdığı kabahati nereye koyacağını
Ararken göz göze geldik.
Ona bir çeki bana bir düzen baktım
Gitmek istedim
Kaplumbağanın başını içeri sokması kadar kaybolabildim sadece
Kaybetmek istedim
Yayınımı
Görünmemek ya da herhangi bir uydu hattında
Sanırım sadece ufalarak
Ona bir boşluk yarattım.

Konuşmaya başlasaydık muhakkak…